Bir Buçuk Yıl

Bereketli bir yurt odamız vardı. 🙂 Ülkenin dört bir yanından gelmiş; operacı, fizikçi, inşaatçı, iktisatçı, felsefeci.. Birbirimizin alanlarını merak ederdik, güzel sohbetlerimiz olurdu. Ben en çok iktisatçı ile konuşurdum çünkü hayat görüşlerimiz benzerdi. Kendimizce okumalar yapardık, dini görüşlerimiz de örtüştüğü için aynı eserler üzerinden ilerlemek bize mutluluk veriyordu. Ama ben size Fizikçiden bahsetmek istiyorum..

Fizikçi eline kitap almazdı, gayet bilgili ve kendini yetiştirmeye çalışan biriydi bilirsiniz modern çağda bunun tek yolu kitap değil. Bırakın tefsir okumayı, çok satanlar listesinin akıcı kitaplarını dahi okumak istemezdi. Kitaplarla arasının olmadığını da hemen hemen her yerde belli ederdi. 🙂 Kitap okumanın güzel olduğunu ve bizi takdir ettigini söylerdi zaman zaman ama okumaya dair bir çabası da yoktu arkadaşımızın. Tesettürlü olmadığı için konuşmalarımıza da katılmaya çekiniyordu. Ben bunun bizim tavrımızdan ya da yanlış yaklaşımımızdan dolayı olmaması için dua ediyordum.Ama biz genelde kitaplardan faydalanırdık. Gerçek şu ki ders yoğunluklarımız farklıydı ve bir araya gelerek kitap okumamız mümkün değildi, ama zaman zaman okuduklarımız üzerinden sohbet ederdik. Odanın köşe kısmını işgal ettiğimizden mütevellit diğer arkadaşlarımızın bizi duyması da pek kolay değildi. Diğer arkadaşlarımız da bize pek katılmazdı.

Birlikte geçirdiğimiz 1.5 yıl boyunca diğer arkadaşlarımıza da kitap okutmak gibi fiili bir çabamız olmazdı. Zaten ben inanılmaz utangacımdır, birisine fayda sağlayacak bir eylem olduğunu düşündüğüm bir şeyde dahi karşımdakine “yap/yapmalısın” demekte zorlanırım. Konu kitap olunca durum apayrı. Dini kitaplar olunca tamamen ayrı.

Bir gün Fizikçi kardeşciğim elinde tefsiriyle çıkageldi ve artık okumak istediğini, kendini bu yönde yetiştirmek için adım atmak istediğini vs anlatmaya başladı. Ben şoka girmiştim belki gözümü kırpmayı bile unutmuşumdur 🙂 Uzun süredir bizi gözlemlediğini, okumanın bunun için güzel bir yol olduğunu ve öğrendiklerimizin bizi olumlu etkilediğini vs anlatıyordu. Ben o an “kitap okumak, tefsir okumak, istemek” gibi kelimelerin onun ağzından döküldüğünü duydukça konuşmanın tamamını dinleyemedim. Bu kısımlarına odaklandım.

1.5 yıl sonunda kitap okumayan birinin tefsir okumaya karar vermesi..

Ne vesile oldu bilmiyorum. Hangi sohbetimizin hayatımızdaki bazı şeyleri değiştirme kararı ile dolduğunu inanın bilemiyorum. Sohbetimizin kalanı daha şahsi ilerlediği için sadece bu kadarından bahsetmek istiyorum. Ama inanın, ne zaman kime ne konuda vesile olacağınız hiç belli değil.

Efendimiz sav in hayatındaki muallimlik sürecine baktığımda en güzel eğitim şeklinin örnek olmak olduğunu görmüştüm hep. Uzun ve sabır gerektiren bir süreç… Ancak meyvesi öyle tatli ki. Arkadaşımın elinde kitap olduğunu görmek bile beni sevinçten havalara uçuracakken bizim gibi tefsir okumak istemesini kelimelerle anlatamam sizlere. Bizim bu işteki payımız belki miniminnacik bir vesile.. Ancak sunu söyleyebilirim;
Dualarım artık bu yönde olacak hep. Rabbim bizleri örnek olabilecek güzel amellerle donat. Doğal ve örnek Müslüman olarak yaşat.
Değerli yurt arkadaşlarım, sizleri de çok seviyorum 🙂

Zeynep Seçil, Haziran 2016, Fatih

Bir Buçuk Yıl” için 2 yorum

  1. Ne kadar güzel. İnşallah ben de sizin gibi örnek bir insan olabilirim. Siz bana da örnek oluyorsunuz ayrıca.

Bir cevap yazın