Camilerden Sorumluyuz – 1

Eyüp Sultan’da akşam namazini kilmayi cok istemiştim o gün. İki büyük aile aksamimizi orada geçirelim istedik. Sonra herkes kendi atmosferini kurdu yavaşça, ben kalabalık olacağını düşünerek hanimlar mescidine koştum hemen. Ama ne kalabalik.. İnanılmaz. Kendime secde edebileceğim kadar bir alan bulabildim ancak namaza durunca o alanim da gitti. Çünkü durmadan ittiriliyorduk. Cemaate katilmak isteyen yeni hanimlar geliyordu ama içeride resmen uğultu vardi. Gelenler de önceden olanlar da rahatsiz bir ortamdaydi diye düşünüyorum çünkü namazindan cikip tartismaya baslayanlar vardi. Farz bitince birden ortalik karisti çünkü büyük bir kisim cemaati terk etmek istiyordu. Bir daha gelmek istemedigini acikca belirtenler, sinirlenenler, namazini tekrar kilmayi düşünen ler.. Ben tüm bu olanlari “gözlemci” kimligimle izliyordum üzerimde herhangi bir sorumluluk hissetmiyordum ta ki yanımdaki ablanin aramizdaki hanimi ikna cümlelerini duyana kadar.
Ablalardan biri bir an önce orayi terk etmek istiyordu. “Kilmayacagim ya hu bu ne böyle” diyordu. Çünkü secde edecek yeri dahi neredeyse yoktu. Diğer abla “Olur mu hic annem, namaz birakilir mi bak azicik sabret namazina odaklanmaya calis” gibi şeyler söylüyordu. Ablalar ayni yaşta olmasina ragmen ona “Annem” diye anaç şekilde hitap ederek onu ikna etmesi bende yıldırımlar çaktırdı.
O gece orada, insanlar kizginlikla camiyi bosaltirken,bosalan saflar dolmadan yine arka kisim yigilmalar yaşarken ve tartismalarin ortasinda benim basit bir “gözlemci” değil sorumlu bir “müslüman” olduğumu hatırladım. Resmen canlandım.
Ön kisimdakilerle konusarak saflari hizli bir sekilde doldurmalarini ve arka kisimda yer acilmasi gerektiğini söylerken bir yandan iceri giren hamile ablayi oturtmaya calisiyordum.
İlk girdiğinde cok caresizdi kim bilir bu sikintidan ötürü belkide çocukları büyüyene kadar camiye girmeyecek, belki çocuklarini büyük camileri sadece harici zamanlarda gezdirecekti. Ben gayretlenince herkes gayrete geldi kendimizce bir düzen sağladık. En güzel kismi o gerginlik gitti.
O kalabalıkta bizi düzenleyecek bir yetkili yoktu. Ama aslında sorumlu hepimizdik. Orada birbirimizin namazına engel olan bizdik.

 

Birbirimizi camilerden uzaklastiran bizdik. Ama bu durumu düzeltmesi gereken de bizdik. Hemen orada o anda yapılması gereken şey birbirimizle güzelce konusup organize olmak, ilerlemek aklina gelmeyen kisileri ilerletmek, oturamayanlari yerlestirmek, kapidan bakan kişinin düzenli bir şekilde doldurulmuş camiyi görmesini sağlamak bu şekilde ya beklemesini ya da başka bir yere gitmesi gerektigini düşünmesi. Huzurlu, birlik, sevgi dolu bir cemaat ortami, tadina doyulmamış bir vakit namazi atmosferi oluşturmaktı.
Diğer türlü kapidan bakinca öndeki bos yerleri gorenler arkadan ittiriyor, tartismalar çıkıyor, namazi terk edenler oluyor, bir daha gelmeyeceklerin sayısı hizla artıyor.
Eğer böyle durumlari sadece izlersek kaybeden hep biz olacağız bence. İste o karmaşık ortamda sabirli bir sekilde güzel bir uslupla birbirini uyarıp durumu toparlayanlar olmalıyız.
Bu sayede hem o günümüzü güzelleştirmiş, hemde problemli üsluba sahip ya da hatalı hareket edenlere güzel örnek olmuş olacagiz Allahin izniyle. Bu kalabalık cami örneğini belki küçük sehirde yasayan kisiler bilmez örneğin önceden ben hiç tecrübe etmemiştim. Ama camiilere dair baska sorumluluklarimiz da var. İnsaAllah baska bir gönderide de bunlar üzerine konuşmak isterim.

O halde inşaAllah camilerdeki düzenden bilinçli bir Müslüman olarak sorumlu olduğumuzu unutmayalım. Etrafımızdakileri nazikçe, yumuşak bir üslupla uyararak herkes için güzel bir atmosfer oluşturmaya gayret edelim.

Bir cevap yazın