Müslümanca Yaşamak Kitap Alıntıları

Hikmetle bakan göz için, harika’nın ötesindeki harikayı gizleyen perde de bir harikayken, başka bir deyişle her perde bir harikayken, hikmetsiz göze her harika bir perdedir. Birine, perdeler harika görünürken ötekine harikalar perde olur.
Harikayı görebilmek için yükseltilmiş olan Babil Kulesi, sadece körlüğün remzi olmuştur. Bir yazarın dediği gibi Babil Kulesi tanrıya yükselmek için değil tanrıyı yere indirme niyetiyle inşa edilmiştir. Oluş harikasını görmeye, yeryüzüne dikilecek hiçbir Babil Kulesi kafi gelmeyecektir, kuleyi kendi yüreğinde yükselteceksin. O zaman, o kulenin her cihetinden yeni bir harika göreceksin.

(Sayfa 21)

Görmek bir düzen gerektirir. O düzen yitirildi mi, sadece baka kalırsın, ama göremezsin! Görmenin düzenini Allah öğretti. O’nun öğrettiği yol dışında bir yol denemek boşuna uğraşmak olur. İnsan, sahiden görmek istiyorsa, kendine öğretilen yola teslim olmayı öğrenmelidir. Aklın sırrı da buraya kadardır.

(Sayfa 22)

Müslümanın en etken tebliğ aracı bizzat yaşayışıdır.

 (Sayfa 43)

 

Müslümanın çabasının asıl özelliği, kendi doğrularını ortaya koyma noktasında toplanıyor, diyoruz. Başkasının yanlışını düzeltmekten, onu düzelteceğim diye uğraşmaktan çok, kendi doğrusunu ortaya koyarak onun geçerliliğini sağlamayı öne alan tavır: başkasının yanlışını belirlemek bu çabanın olsa olsa bir sonucu olabilir, sebebi değil. Bir kez “Allah” dedikten sonra her çeşit putla, putçulukla savaşmak şarttır; fakat savaşın mücerret sebebi putlara karşı koymak değil, Allah’ın vaz ettiği dini, insanlar arasında yürürlüğe koymaktır. Putlara karşı savaşmaksa, sadece savaşma sebebinin doğal sonucunu olarak ortaya çıkar.

 (Sayfa 68)

 

Bir zencinin zenci olduğunu ispat etmesi gerekmez, ama bir Müslüman’ın müslüman olduğunu yașadığı hayatla ispat etmesi gerekmektedir, denilebilir.

(Sayfa 77)

 

Artık Türkiye’de televizyonsuz ev kalmamıştır. Kalmışsa şayet, o evin bu eksikliğin ezikliğini yaşadığını söyleyebiliriz.
Burada, bu tür harcamalarda, başkasından geri kalmama dürtüsü, özetle bir tür aşağılık kompleksinin rol oynadığı tespit edilmelidir.

(Sayfa 108)

 

ABD’de halen tüketim ekonomisi diye adlandırılan israf düzeneği o hale gelmiştir ki, yiyecek bir sandviç bulamayan Allah’in garibi bir zenci yurttaş, altında son model otomobille dolaşmaktadır. Türkiye elbet daha da berbat durumda.
Eşyayı insan anlamlandırır. Elbet.
Ama günümüz insanının anlayışı, bunun tersini gösterecek biçimde işlemektedir. Günümüz insanı, eşyanın kendini anlamlandirdigi hususunda bir kanaat sahibidir.

(Sayfa 109)

 

Değinmek istedigimiz husus şudur: nesnelere yüklediğimiz bu türden üst anlamların mevcut olup olmadığını görebilmek için, bizi bu bağlamda degerlendirmelere iten önkabullerimizin ve halen bizi yönlendiren dünya görüşümüzün dışına çıkmamız gerekiyor. Nitekim Hz Ömer, hurmadan put yapip sonra da onu yediklerini söylerken cahiliye döneminde bu hareketini hiç de gülünç saymıyordu; bu hareket ona ancak İslam’ı kabul ettikten sonra gülünç görünmeye başlamıştır.
Çağdaş değerler skalasında eşyaya, nesnelere yüklediğimiz bu türden “üst anlamın” varlığını ve onların hayatımızı yönlendirmede oynadığı rolü görebilmek için, mevcut değerler skalasının dışına çıkıp olayı oradan seyretmemiz gerekiyor.

 (Sayfa 111)

 

 

İmam Gazalî şöyle diyordu: “Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa.”

 (Sayfa 171 )

Müslümanca Yaşamak Kitap Alıntıları” için 2 yorum

hudainabit için bir cevap yazın Cevabı iptal et