Öğle Uykusu – Alıntılar ve Tanıtım

“Niçin eşyanın tabiatı gereği  güçlünüm zarif olanı ortadan kaldırdığını, güçlülerin zarif olmaya çalışanları çok aciz hale düşürdüklerini, insan olmanın çoğu kez böyle ağır bedelleri olduğunu, İslâm medeniyetinin de kapitalist olmamayı, insanı sömürmemeyi tercih ederek ipini kendisinin çektiğini söylemiyoruz? Kimse haklı olup olmamayı önemsemiyor, güçlü olmayı önemsiyor herkes. İlerlemeden bahsediyorlar, kimse insan kalmaktan, çocukken sahip olduğumuz o saflığı muhafaza etmeye çalışmaktan bahsetmiyor.”

Sayfa: 46-47

“Firavunlara karşı çıkmak insanı Musa’nın dostu yapmaya yetmez. Önce Musa’nın dostu olmak gerekiyor. Bütün muhalifler bu sıralamayı karıştırıyorlar. Firavunları eleştiren ama Musa’nın dostu olmayan insanlar o zamanlar da vardı. Menfaatlerine dokunduğu için karşı çıkıyorlardı. Vicdanlarına dokunduğu için değil. İnsan olmanın, iman etmenin olmazsa olmaz şartlarındandır Musa’ya ve diğer peygamberlere iman etmek. İmanın şartları arasında yoktur ama Firavunlara karşı çıkmak; çünkü bu ancak bir dostluktan sonra olabilecek bir şeydir. Sıralama karıştırılmamalı, görüntüye aldanılmamalıdır.”

Sayfa: 80

Senin çeşmen var mı? Yolda kalmışa yatak, susamışa su verdiğin vaki var mı? Yürümenin insan için ne kadar önemli olduğunu dahi düşünemeyenlerin, yaşlılıklarında doktor zoruyla yürüyüş yaptıklarını, acı bir tebessümle seyredebileceğiniz kentlere karşılık, sabahtan akşama kadar yürüyenlerin “fakir” şehirleri.. Suyu parayla satmaktan haya edenlerin çeşmelerinden soğuk sular içebileceğiniz, arabaların henüz işgal etmediği şehirlerimize karşılık, suyun bile parayla satıldığı “su gibi aziz ol evladım” duasının duyulmadığı kentleri… Yabancılara sırrını ifşa etmeyen, içine kapalı şehirlerimize karşılık kendini sabahtan akşama kadar para’layan, turistlerin iki günde bütün her şeyini öğrenebileceği, hiçbir özel yanı olmayan kentleri… Bugün, çaresiz kabullenişlerini örtmek manasında, çok konuşmaya gerek yok, sadece çeşmeleri işaret etmek yeterlidir.”

Sayfa: 135

Mis gibi bulutlu havali günlerden merhaba!

Bugün “Öğle Uykusu” isimli kitabi tanıtmaya çalışacağım insaAllah.

Kitap yazarın gazete yazılarının derlenmiş hali. Birbirinden farklı başlığı olan (örneğin İslam ve portakal suyu, miniminimini, the gavurs, devrimci Mevlana ve hümanist eşekler.. gibi) üçer dörder sayfalık yazılar kimi zaman küreselleşmeden, modernizm eleştirisinden, kimi zaman Müslümanlıktan, kimi zaman geri kalışımızdan(?) bahsediyor. Farklı tellere dokunsa da yazar, derinlerde bir yerde ayni melodiyi çalıyor hep diyebilirim. Dem vurulan konular dönüp dolaşıp ayni yerde birleşiyor; bizim öğle uykumuzdan. İçerik tanıdık ama ele alma biçimi sıra dışı 🙂 Bir arkadaş toplantısında olsanız üç aşağı beş yukarı bahsedeceğimiz konular vardır değil mi “Müslümanlar neden geri kaldı?” bunların ilki diyebilirim. Yazarın bir cümlesini burada sizlerle paylaşmak istiyorum: “Eğer aynı yolun yolcusu değilsek, birbirimizden ilerde ya da geride olamayız.”

Kitap Yorumu

Kitabin katıldığım yönleri olduğu gibi katılmadığım yönleri de var. Üslubu çok farkli öncelikle, didaktik bir dille yazılmış diyebilirim. Sert diyemezsiniz belki ama sıradan eleştirel bir dil de değil. Ben böyle bir uslup takınamıyorum 🙂 Okumam güzel oldu dediğim kitaplardan biri oldu. Sanki karsimda hararetli bir arkadaşım bir kahve molasında bir şeyler anlatıyordu ve ben dinliyordum.

Hayırlı, bereketli günler dilerim 🙂

Bir cevap yazın